kayseri bölge jand. oof of askerlik
herkes kendi rüyasının seyircisidir
başkasına ne kadar anlatılsa da
sözcüklerin diğerinde uyandırdığı rüya
sahibinin gördüğü eğildir
emanet edilemez yalnızca tabir edilebilir
fizik kuralları ne kadar
edilebilirse
şiire ji bo gelek spas heja
hangi ömür saklar seni ,hangi yoktan var olmuşluk
sen kapatınca göz kapaklarını usulca, hangi varlık
vardır'ki artık
bir kitap düşün insan şua'sından
yahut ölü bir beden yaşanmışlığın ortasından
ne kitap anlatır ölüyü
nede ölü yaşar kitabı
heybeler yüklü
yüklü heybelerle insan ömrü çöküktü
doğrultup ellerini uzanıp çktığı anda daha yarıklardan
yürüdü yüklü heybeleriyle doruklara doğru
sen yinede kapatma gözlerini, saklamasın seni hiçbirşey
dolu heybelerle yürü doruklara doğru,
ne kitap anlatsın seni
nede yaşa kitabı...
bedenim üşür, yüreğim sızlar.
ah kavaklar, kavaklar...
beni hoyrat bir makasla
eski bir fotoğraftan oydular.
orda kaldı yanağımın yarısı,
kendini boşlukla tamamlar.
omzumda bir kesik el,
ki durmadan kanar.
ah kavaklar, kavaklar...
acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar
kiminin dikenleri vardır,
katlanamaz üstüne.
hep dikine durur
delmemek için gövdesini.
kiminin yoktur bir tek kemiği,
doğrulamaz ayaklarının üstünde.
ona göre varsa yoksa kendisi,
dürülüdür ütülü bir mendil gibi.
ben eğilmem gündüz ama,
geceleri kanatırım kendimi
çıkarıp yavaşça yüreğimi göğsümden,
sildi bir lambanın isli şişesi gibi
yumuşak tülbentini geçirerek içinden.
........
yeni ölmüş birinin gözlerini örter gibi,
siyah uzun saçlarından
usulca geçirdim üzgün elimi.